GDP ile Eğitimde Kurucu Değerler, Türk Millî Eğitimi’nin temel zeminini oluşturacaktır.

GDP ile Eğitimde Kurucu Değerler, Türk Millî Eğitimi’nin temel zeminini oluşturacaktır.

GDP Kurucu Eğitim politikası ile;

– Eğitim milli olacak, 

– Demokratik, çağdaş ve laik olacak, 

– Akla ve bilime dayanacak, 

– İşe yarar, üretici ve hayatta başarılı, 

– Eğitim , karma, kesintisiz ve parasız olacak,

– Okulsuz ve öğretmensiz köy kalmayacak,

-Anadolu bozkırında kendiliğinden açıp solan hiçbir kır  çiçeği bırakmayacağız, tüm kızlarımız eğitimli olacak,

– Ülke kalkınmasını hedefleyen, onurlu, fedakar, disiplinli

ve kendine güven duyan kuşaklar yetiştireceğiz.

 

Eğitim kurumları, büyük eğitim kurultayının kararları ile

– Modern bir teşkilatla yönetilecek, 

– Eğitim programı günün gereksinimleri, iş, çevre koşulları ve çağdaş ihtiyaçlar doğrultusunda,

– Bilimsel, pedagojik usul ve araçlarla olacaktır.

 

GDP’nin Eğitim ülküsü,

Türkiye’nin bağımsızlığına, sınırlarına ve milli geleneklere düşman unsurlarla mücadele edecek bilinçli kuşaklar yetiştirecektir.

Eğitim alamamış veya eğitim yaşını geçmiş vatandaşlara yönelik programlar açılacak, eğitimde cinsiyet ayrımı olmayacak.

 

GDP ile Eğitimde Kurucu Değerler, Türk Millî Eğitimi’nin temel zeminini oluşturacaktır. Kurucu felsefenin; 

Cumhuriyetçilik,

Milliyetçilik,

Halkçılık,

devletçilik,

Laiklik ve devrimcilik ilkeleri ışığında;

 

Çağdaş yenilikleri, iş içinde eğitim programıyla gerçekleştireceğiz.

Cumhuriyet eğitimde özgür düşünceyi  engelleyen tüm unsurları eğitimden kaldırmıştır. 

 

Eğitimde getirilen eşitlik prensibi ile, ülkenin neresinde yaşarsa yaşasın tüm vatandaşlarımızın eğitimle yükselebilmelerinin, günü geldiğinde cumhurbaşkanı bile olmalarının yolu açılmıştır.

 

Cumhuriyet, halkçılık ilkesiyle, dilde yenileşmeyi, azınlık eğitiminden bütüncül  eğitime ve programa geçişi ve eğitimde okulculuk anlayışı haricinde halk eğitimini gerçekleştirmiştir.

 

Kurucu dönemden sonra gerçekleşen kesintileri yeni eğitim program ve hamleleri ile aşacağız.

 

#OkullarAçılıyor

 

Özlem Ağırman

GDP Genel Başkanı

“Yarının Kadın İktidarı”

 56 toplam okunma

GDP Genel Başkanı Özlem Ağırman “Devletin Tersine Dönüşümü Tamamlanmadan Milli Mücadele Güçleri, Meşru Mücadele Yolları Ile Harekete Geçmelidir. “

1923 Devrimleri ile emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine haddini bildirdiğimizde, bu savaşın bitmediğini Atatürk pek çok kez söylemiştir. Savaş, artık açık silahlı güçlerce değil siyasi ve ekonomik alanlar başta olmak üzere her alanda sürmeye devam etmektedir.

 

Yeni kurulan cumhuriyetin kurucu değerlerini oluşturan her şey 1923 – 1938 arasında gerçekleşen siyasi, ekonomik, askeri olmak üzere her alanda devleti demokrasiye uygun şekilde yeniden yapılandırmıştır.Bunun sonucu olarak ta, devlette demokrasiyi yerleştirecek siyasal yaşamın organizasyonu için de siyasi partilerin kurulması denenmiş, bazı denemelerle 1938 e kadar tam gerçekleşememiştir.

 

Atatürk yaşarken pek çok kez gerçekleşen karşı devrim, suikast girişimleri ile hem kurucumuz Atatürk’e hem de bağımsız Türkiye Cumhuriyeti hedef alınmış, bu yolda emperyalizm, elindeki bütün silahları hunharca kullanmıştır.

 

Yeni ve genç cumhuriyet, kurucusuna halkın duyduğu güvenle kısa sürede kurumsal varlığını yıkılamayacak devlet yapısına dönüştürmeyi başarabilmiştir. Bölgede bağımsız bir devletin varlığından rahatsız güçler, vazgeçmemiş, gerek CHP içinde gerekse de sonradan Demokrat Parti’nin kuruluşunda yer alarak cumhuriyetin temelini oluşturan değerleri yok etmek için çalışmışlardır.

 

Devletin millet için var olduğu, milletin iradesinin mecliste temsil edildiği cumhuriyet bütün mazlum uluslar için kurtuluş örneği olmuş, pek çok ulus kurtuluşu Mustafa Kemal Atatürk’ün kurucu değerlerini kendi ülkeleri için ışık ve yol haritası kabul etmişlerdir.

 

Demokrat Parti ile başlayıp 2002 de AKP ile devam eden iktidarlar dönemi aynı zamanda emperyalizmin cumhuriyetimizin bağımsızlığını ortandan kaldırma ve kurucu değerleri, temellerini yok etme dönemleridir. Bunun için attıkları ilk adım, ekonomimizin üreten ekonomiden tüketen, ithalat ekonomisine evrilmesidir.

 

İkinci adım siyasi olarak ABD ye göbeğinden bağlı siyasi bir yaşam, demokrasiyi milletimize çok gören, anayasal haklarını, özgürlüklerini kısıtlayan uygulamalardır. Bütün güçleri merkezi yapıda toplayıp, milletin kendisini yönetmesinin önüne geçilerek, seçimler ve meclis sembolik hale getirilmesi amaçlanmıştır.

Devletin demokrasinin işlemesini sağlayan yapıdan, karanlık ilişkilerle, derin yapıların, emperyalist uşakların hizmetinde, egemenlerin baskı aracı haline getirilmiştir.  AKP nin iktidar olduğu dönemde fetö alçaklığı aracılığı ile ordumuzun zayıflatılması, devlet kurumlarına güvenin azaltılması sağlanmış ,en son da 15 Temmuz alçaklığı ile devletin baskıcı tek adam rejimine dönüşümüne imza atılmıştır.

 

2002 den bu güne AKP nin iktidar döneminde yaşadıklarımız, cumhuriyetimizin, kurucu değerlerimizin, Atatürk isminin açık saldırı altında olduğu, Türk vatandaşıyım demenin bile suça dönüştürüldüğü bir dönem haline gelmiştir.

Bunlarla devlette dönüşümü hala gerçekleştiremeyenler, anayasa, yasaların değişimi ile yetinmeden, başta orman varlıklarımız olmak üzere, yok edilmesine karşı yeterli özeni göstermeyerek, doğayı rant için yok ederek yağma düzeni haline gelmiştir.

 

Son felaketler, yağma düzeninin, beceriksizliğin, devleti harekete geçiremeyecek hale getirmenin önemli ölçüde başarıldığının göstergesidir. Felaketlere karşı 99 depreminde verdiğimiz sivil uyanış ve tepkiden bile rahatsız olanlar, AKUT la mücadele yolunu seçerek, yerinde devlet denetiminde AFAD ı kurdular.

 

Kızılay’ı siyasetin arka bahçesi haline getirerek, felaketlerdeki dinamizmini, müdahale hızını yok ederek, kaynaklarını çarçur edip, her felakette 10 TL SMS le para isteyen kurum düzeyine düşürdüler. Sivil toplumun uyanışını, felaketlerde müdahale etme hızını da tehdit, yasaklarla yok etmeyi hedeflediler. Gezi’de bastıramadıkları doğayı, çevreyi koruyan sivil duyarlılığı türlü çeşitli yollarla bugün de yok etmeye devam ediyorlar.

 

Emperyalizmin stratejileri doğrultusunda Irak savaşıyla başlayan bölgesel çatışmalarda, Irak perişan edilmiş, Suriye üzerinden oynanan oyunlarla da ortaya devasa yönetimsel sorunlar çıkarılmıştır. Suriye’de muhalif gruplara AKP yi destek verdirerek, ülkemiz komşu bir ülkenin içişlerine müdahale eder duruma düşürülmüştür.

 

Yakın dönemde ABD emperyalizminin temsilcisi, işbirlikçisi silahlı grupları da bir orduya dönüştürme çabaları sürmektedir. Bütün bu çabaların ana hedefi ülkemizi her yandan kuşatarak, cumhuriyeti tümüyle yok ederek, ülkemizde de bölge ülkelerine benzer mezhepsel ve toplumsal sınıfları, etnik farklılığı olan toplulukları savaştırmaktır.

 

Yasadışı yollarla gerçekleştirdikleri toplu göçlerle bugün ülkemiz 5 milyonun üzerinde Suriyeli başta olmak üzere yabancıların istilası ile karşı karşıyadır. Bu her iki ülkenin demografik yapısını aynı anda bozmakta, çökertmektedir. AKP yi bu hedeflerini gerçekleştirmek için görevlendirenler, yasadışı olarak sığınmacı topluluklarına kaynak aktarmakta, Avrupa’ya geçişlerine izin vermemektedir.

 

Bu gelişmelerin beklenen sonucu, örgütlenen, hazır hale gelen topluluklarla inanç, kökenlere dayalı yerel çatışmalarla ülkemizi bir iç savaşa götürmektir. Bir Irak, Suriye, Afganistan olmamızla aramızdaki tek engel bu topraklarda yaşayanların sağduyusudur. Bu sağduyu bizim bu planları bozmakta dayanacağımız tek temeldir.

 

Bunu başaramaz isek, herkes şunu bilmeli ki, gelecek on yılda ülkemizi ciddi iç kavgalara, kana, gözyaşına boğulacak şekilde bir dönem beklemektedir. 12 Eylül öncesi yaşananlardan çok daha tehlikeli çatışmalar, kavgalar 1923 de kurulan cumhuriyetimizin sonunu getirecek, ülkemiz, mezhepçi, etnikçi grupların parçalanmış yönetimlerine dönüşecektir.

 

Bunu önleyebilir miyiz?

Önleyebiliriz. Yeni bir milli mücadele ruhunu devreye sokarak, bunun emperyalizme karşı meşru bir mücadele olduğu bilincini yayarak ve siyasi mücadelemizi geliştirerek yapabiliriz. Öncelikle sandıkta kazanacak bir parti ve ittifak oluşturmamız zorunludur. Bugün mecliste kendisine millet ittifakı denen yapının, AKP nin sac ayağı olduğunu, AKP iktidarının bir türevini 20 yıl daha başımıza musallat etmek için çalıştığını herkese anlatmalıyız.

 

Kurucu değerleri savunan parti, hareketi, STK lar ve bireyleri, mücadelenin ortak bir zemininde, bir ittifakta toplamak elzemdir. Tüm yurtseverler, sağcı solcu demeden emperyalizme karşı bugün birlik olmaya davet ediyoruz.. ABD kontrolündeki orduların ne hale geldiğini en son Afaganistan’da, Taliban karşısında gördük.Ordumuzu da en hızlı şekilde milli bir orduya yakışacak şekilde yeniden revize etmeliyiz.

 

Devlet kurumlarını yeniden milletin kurumları haline getirecek, demokrasiyi inşa edecek parlamenter rejime dönmeliyiz. Valilileri yeniden devletin ve herkesin valisi haline getirmeli, AKP nin valisi olmaktan çıkarmalıyız. Yerel yönetimleri, sivil toplumun hareket kabiliyetini geliştirmeliyiz.

 

Bunları kimseyi korkutmak için söylemiyoruz. GDP olarak biz üstümüze düşenleri yapmak için hazırlanıyoruz, buna hazırlanan yeni veya eski tüm partilerle amasız şekilde bir ittifakta yer alırız. Bu ittifakta her vatansever, Atatürk’ü seven herkesin yer alması, işbirlikçi parti ve yapılardan uzak durması geleceğimiz için zorunludur.

 

Bir kez daha milli güçlerin, emperyalizmin oyunlarına karşı mücadeleyi kazanacağına inancımız tamdır. 1923 Işığımızdır, o ışığı yeniden yakmak, parlatmak da boynumuzun borcudur.

 

Hepinizi bu mücadelede birliğe, ortak bir zeminde bulunmaya davet ediyorum. Hepimiz Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşı Türk kimliğimizle gurur duyan vatandaşlarız, bu birliği sonsuza kadar koruyacağımıza yemin ediyoruz.

 

Özlem Ağırman

GDP Genel Başkanı

“Yarının Kadın İktidarı”

 130 toplam okunma

GDP Genel Başkanı Özlem Ağırman “GDP nin çözüm için ne önerdiği soruluyor, çözüm “kurucu değerlerin” inşasıdır.”

Sıklıkla sosyal medyada, iktidar ve meclis muhalefetini eleştirdiğimizde bize siz ne öneriyorsunuz, eleştirmek yerine anlatın deniyor.GDP kurulduktan sonra da, öncesinde de önerilerimizi hep sıraladık, yine anlatırız.

 

Bir kere rejimin yeniden inşası yerine, kurucu değerler ilkeleri ile revizesinden yanayız. özgürlükçü bir anayasa çerçevesinde, 1923 devrimlerinin, ekonomik hedeflerinin ışığında devleti, demokrasiyi yeniden inşa edeceğiz.

 

Çözümün ilk adımı laik, demokratik devlet düzenini inşa etmektir. Bu olmadan devleti hiç bir zaman halk yönetemez, yönetenler milletin bağrından, onun iradesinden aldığı güçle yönetmeli, anayasa ve yasalar ekseninde yürütme olmalıdır.

 

Çözümün ikinci adımı, 1938 den sonra emperyalizmle imzalanmış bütün anlaşmaların halka açıklanması ve ülkemizin ekonomisini, demokrasisi aleyhine olanların iptali ve kent meydanlarında yakılmasıdır. 1938 den sonra oluşmuş bütün anlaşmalar ve kurulan bütün hükümetler emperyalist planlarla, onların yararına kurulmuştur.

 

Çözümün üçüncü adımı siyasi bağımsızlıktan sonra ekonomik bağımsızlığı kazanmaktır. ABD nin 1946 da imzalattığı Marshall ve Truman anlaşmaları ile elimizi kolumuzu bağlayan bütün ekonomik prangalardan kurtulacağız, AB ile yapılmış gümrük birliği anlaşmasının ülkemiz lehine yeniden görüşülmesini sağlayacağız.

 

Ekonomik bağımsızlığı kazanacak adımlar ardında, tarımda ve sanayide üretim eksenli büyüyeceğiz, yeniden üreten Türkiye olacağız. Bunu getireceği üretim artışı ile tarımda 100 milyar dolar ihracat, ekonomide 1,5, ihracatı da 1 trilyon $ seviyelerine çıkaracağız.

 

Üretimde teknolojik ürünler, yazılım ihracatı en önemli kalemler olacak. Ülkemiz ekonomik havzalara bölünerek üretimin coğrafi uygunluk haritası oluşturacağız. vergi kaçırma suçları müebbet hapse kadar varan ağır cezalar, afsız infaz haline gelecek, vergi oranlarını düşürüp, yatırım ve istihdam yapan şirketi düşük vergilendirme, vergiden muaf hale getireceğiz.

 

Yükselen ekonominin gelirlerinden adil vergi toplayacağız, serbest mesleklerde beyan usul vergiler kalkacak herkes kazancının her kuruşunun vergisini ödeyip, bütün kişisel harcamaları da dahil vergiden düşecek.

 

Sosyal devlet emeklilik haklarını yeniden ele alacak, mezarda emeklilik uygulamasını bitireceğiz, emekliye yaşamını rahatça sürdüreceği oranda emeklilik ABO oranı belirleyeceğiz. İşsizlik ve SGK primleri devletin kara deliklerine yama yapılmayacak, yatırım, teknoloji ve üretim fonlarına dönüşecek.Emeklilikte Yaşa takılanlar mağdurlarının sorunlarını, gaspı ortadan kaldırarak bitireceğiz.

 

Bütün bunları yapacak kadroları da bilimsel, laik eğitim ve programı ile sağlayacağızç Büyüm eğitim şuralarının kararları ile eğitimi programlayacak, özerkleştireceğiz. Milli Eğitim Bakanlığını eğitime karışıp yön veren bakanlık olmaktan çıkarıp, eğitim hizmetlerinin iyi yürütülmesini sağlayacak yapıya dönüştüreceğiz.

 

Köylerde üretimi artırmak için gereken insan kaynağını modern Köy Enstitüleri ile sağlayacak, yeterli sayıda Köy Enstitüsü açacağız. Üniversite açılmalarını kısıtlayıp, ülke veri tabanında ihtiyaç olan sayıda bölüm açma ve öğrenci kaydını sağlayacağız.

 

Lise bitiren öğrencilerden sadece %20 si üniversiteye devam edebilecek, kalanllr iyileştirilmiş meslek yüksek programlarında ülke ihtiyacını karşılacak şekilde mesleki eğitim yapacaklar. İmam Hatip okullarındaki farklı bütün ad ve uygulamaları kaldırıp sadece mesleki lise haline dönüştüreceğiz. 

 

Bütün bu hedeflerimizi gerçekleştirecek bir demokrasiyi bağımsız yargı ve adalet ile donatacağız HSK daki siyasi yapılanmaya  son verip hükümet temsilciliğine son vereceğiz. HSK özerk bir yapılanma haline dönüşecek.

 

Hiç bir alanda toplu af çıkarmayacağız, suçların insani koşullarda nfazını sağlayacak hapishane sayısı ve koşullarını sağlayacağız. İnfaz sırasında iyi hal gibi konular sadece kişisel olarak ele alınacak bir sistem kuracağız.

 

Dış politikada komşularımızla bütün sorunları gidererek, ülkemizde yasadışı olarak bulunan bütün geçici sığınmacıları ülkelerine gönderip ucuz işgücü olarak sömürülmelerinin önüne geçeceğiz. Sınırlarımızdan yasadışı geçen herkes sadece kamplarda tutulabilecek.

 

Ülke liyakatinden emin olunan kadrolar ve modern yönetim sistemleri ile yönetilecek. Yerel yönetimlerde ve devlette işe almada inanç, etnik köken, partizanlık kesinlikle sonlandırılacak, her vatandaşımız eşit olacak.

 

Siyasi parti yasasını demokratikleştirecek, genel başkanları üyelerin seçmesini zorunlu hale getireceğiz, kadın erkek eşit temsil yönetimlerde zorunlu olacak. PArtilerde demokrasi inşa edilemiyorsa devlette de demokrasiyi inşa edemeyiz.

 

Bütün bunları yapmak için sadece halka sırtımızı dayayacağız, ondan başka hiç bir güce güvenmeyeceğiz, dini hiç bir ritüeli yada söylemi siyaset için kullanmayacağız.

 

Halkımızın modern, müreffeh devletler seviyesine çıkarıp onları geçmek tek hedefimiz olacak. İnanç ve ibadet bütün inançlar için geçerli olacak, devlet bu işe müdahil olmayacak Diyanet yapılanmasını da bütün inançları yönetime katacak şekilde revize edeceğiz.

 

Bunlar için hazırlanıyoruz, yapacağız söz veriyoruz. 

Yaşasın laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti.

 

Özlem Ağırman

GDP Genel Başkanı

“Yarının demokratik İktidarı”

 138 toplam okunma

Gelişim ve Demokrasi Partisi Bursa İl Teşkilatı olarak, Bursa EYT Derneği Genel Kurulu’na katıldık.

EYT MAĞDURLARI

Sayın Dernek Yöneticileri
Divan Kurulu
Siyasi Partilerin İl Başkanları
Değerli Basın Emekçileri
Çok Değerli EYT Mağdurları

Hepinizi en içten sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Hep söylenir: Emek kutsaldır. Emek en yüce değerdir, diye. Evet! Emek kutsaldır. Emek en yüce değerdir. Sizler, yani EYT ‘liler, pek çok ış kolunda emek verdiniz, değer ürettiniz. Yerelde Bursa, genelde tüm ülkeye artı değer kattınız.

Tulum giydiniz, önlük giydiniz, yönetici oldunuz. Bir yandan üretime katkı yaparken öte yandan prim ödediniz. Ekonomiye katkı yaptınız.

Ne için? Bugünler için mi? Mağdur olmak için mi? Elbette hayır! Emekliliği rahat yaşamak, huzur ve refah içinde yaşamak istediniz. Ama olmadı. Bu kadarcık hakkı çok gördüler. Bunca emeğinizi yok saydılar. Sizleri mağdur ettiler. Yeniden çalısmak ya da kıt kanaat geçinmek zorunda bıraktılar.

Bugün burada gasp edilen haklarınızı aramak için toplandınız. Hak arama mücadelesi için bir araya geldiniz.

İktidar partisi ile onun ortağı sizi mağdur etti. Burada, sizin yanınızda olan tüm siyasi partilerin il başkanları, sizi anlıyor ve size destek veriyor.

Ben sizlere bir taahhütnameden bir sözleşmeden söz edeceğim. 13 Nisan 2021 de Kartal 12. Noterliğinde imzalanan bir sözleşme. Bir seçim vaadinden öte somut, gerçekçi ve çözüm üreten bir taahhütname.

İmzalayan Gelişim ve Demokrası Partisi Genel Başkanı Özlem Ağırman. 14 maddeden oluşan bu sözleşmenin birkaç maddesini okuyayım;

1- İlk ve en önemli maddesi; 1999 yılında çıkarılan bu yasa, geriye doğru işletilerek emeklilikleri engellenen tüm EYT magdurları işe girdiği koşullarda emekli edilecek,

2- ABO katsayısı 2000 yılı öncesine çekilerek emeklilerimize daha iyi yaşam koşulları sağlanacak, Asgari ücretten daha az ücret olmayacak

3- Asgari ücretten vergi alınmayacak

Görüldüğü gibi sizin sorunlarınızı çözmeye biz talibiz. Sorunlarınızın en kısa sürede çözülmesini dileyerek hepinizi selamlıyorum. Demokratik bir kongre olmasını diliyorum.

 

Zeki BAŞTÜRK
GDP Bursa İl Başkanı

 1,024 toplam okunma

GDP nin dernek ve sivil toplum kuruluşlarına bakış açısı.

Ülkemizde dernekler ve STK lara üye sayısı oldukça düşüktür. Buna sendikaları da eklememiz gerekir. Baskıcı iktidarların korkuttuğu bireyler üye olduklarında işlerini kaybedeceklerini, hapse gireceklerini düşünüyorlar.

 

Türkiye’de bireyler sivil toplum kuruluşlarını demokrasinin önemli öğesi olarak görmeyip, çıkar kuruluşları olarak görüyorlar. Dernekler daha çok kumar vb faaliyeti gizlemek için kuruluyor ülkemizde. 100 bin kurulu derneğin ancak 3000 civarı aktif ve %95 i kumar vb amaçlı.

 

Derneklerin bir kuruluş amacı da, demokratik faaliyetlerin yasaklanması nedeniyle siyasi örgütlerin derneklere yönelmesidir. Pek çok dernek asıl amacı farklı olan siyasi gruplarca kurulup yönetiliyor. Bu da sivil toplum kuruluşlarına karşı halkın güvenini kaybettiriyor. 

 

İktidarların, devletin bekası yalanıyla STK’lar üzerinde sıkı kontrolü var.

STK’ların devletle bağımlı bir ilişkisinin olması, vatandaşların da STK’lar ile ilgili olumsuz düşüncelere sahip olmasına ve dolayısıyla STK’lara üye olma konusunda bir isteksizlik yaşamasına yol açıyor.

 

 

GDP olarak STK ları, sendikaları demokrasinin rengi, gereği, olmazsa olmazları olarak düşünüyoruz. AKP 19 yıldır kendince tehlikeli olacak bütün alanlarda, STK ları kontrolüne aldı ya da doğrudan kendisi STK ları kurdurdu.

Vakıfları da zenginleşme aracı haline getirdi.

 

GDP güçlü sivil toplumu demokrasi için çok önemli görüyor.

Derneklerin siyasi partilerden, iktidardan ve devletin kuruluşlarından bağımsız olması gerektiğini düşünüyoruz. Hem iktidarın hem muhalefetin kendi kontrolünden dernekler kurdurmasına, içlerine girmesine karşıyız.

 

Sivil toplum örgütleri, amaçlarına da bağlı olarak bütün siyasi partilere mesafeli olmalıdır.

CHP, İyi Parti ve AKP derneklerle, sendikalarla, odalarla ilişkilerini demokrasiye uygun kurmalıdır. Yönetimlerine adam sokmaktan, işbirlikleri karşılığı vekil yapmaktan vazgeçmeliler.

 

Türkiye’de devlet, STK’lar üzerinde sıkı bir denetim mekanizması kurdu. Farklı dönem iktidarların ideolojisine bağlı olarak bazı STK’lar kapatıldı,  çeşitli cezalara maruz kaldılar.  Bir takım STK’lar devletçe desteklenirken diğerleri destekten yoksun bırakılmıştır. Bunu yanlış buluyoruz.

 

Siyasi partiler, dernekler ve hükümete çağrımızdır.

– Ellerinizi derneklerden çekin,

– Onları kullanmak için aralarına girmeyin,

– Korkutmak için cezalandırmayın,

– Onların yöneticilerini meclise vekil taşımayın.

– STK lar da erke karşı bağımsız, eleştirel kalsınlar.

 

GDP, demokrasiye inancı gereği,

Halkın örgütlenme özgürlüğüne saygılıdır. Dernek, STK ve sendikalar da amaçları doğrultusunda, temsil ettikleri kitleye karşı, sadece amaçlarını gerçekleştirmekten sorumludurlar.  Hükümete, partilerle, amaçlarını gerçekleştirmek için mesafeli iletişim kurup mücadele etmeliler.

 

Özlem Ağırman

GDP Genel Başkanı

“Yarının Kadın İktidarı”

 5,541 toplam okunma

GDP nin özgürlükçü, demokrat siyasi düzen hedefi;

Devlet iktidarını bir baskı rejimine dönmemesi için, birey hak ve hürriyetlerini korumak için, alenî, bilinen, istikrarlı ve sonuçları tahmin edilebilir-önceden bilinebilir sınırlar, ilkeler koymaktır.

 

Devlet sınıflar, hanedanlar değil genel kamusal amaçlar ve çıkarlar için çalışacak.

 

GDP Devlet organları arasındaki yetki ve görev paylaşımını ve ilişkileri evrensel demokrasi ilkelerine göre yapacak. 

Devlet, birey ve toplulukların üzerinde bir güç, manipüle edici bir yapı olmaktan çıkarılıp görünmez kılınacak. Devlet her bireyin, halkın özgürlüğünün savunucusu olacak

 

GDP nin anayasa ile koruyacağı vazgeçilmez özgürlükler,

-Doğal insan hakları (yaşam, hürriyet ve mülkiyet), 

-Din, ibadet ve vicdan özgürlüğü,

-Sivil özgürlükler, seyahat etme ve yerleşme özgürlüğü,

-Örgütlenme ve birliklerden uzak kalma özgürlüğü,

– Düşünce ve ifade özgürlüğü.

 

GDP nin anayasal özgürlük programı ile;

Milli güvenlik veya suçu önleme gibi gerekçelerle ifade, basın, seyahat, örgütlenme özgürlüklerini engelleyen bütün yasalar, yönetmelikler temizlenecek.

 

Bireylere anayasal özgürlük, eşit vatandaşlık her seviyede gerçekleştirilecek.

 

GDP nin özel mülkiyet yaklaşımı;

Devletin, kamu otoritesi ile artık özel mülklere, ekonomik gelişme, imar, kentsel yenileşme ve benzeri gerekçelerle kamu yararı adına el koyması halinde, el konulan mülkleri başka özel şahıslara aktarması, amaç dışı kullanması yasaklanacak.

 

GDP ile kıyı politikaları,

Denizlerin kıyılarında gerçekleşen bütün işgaller sonlandırılacak, kıyılar kamu ve halkın kullanımına geri verilecektir. Hangi nedenle olursa olsun özellikle turizm amaçlı kıyıların halka kapatılması yasal olarak suç haline getirilecektir. 

 

Devlete yüklenen görevler, devlete yönelik meşru addedilen ve normal görülen her talep devletin yetkilerini genişletip kutsallığını artırıyor.

GDP ile bireylerin hak ve özgürlüklerini devlete karşı koruma imkânları da kutsaldır ve birey ve topluluk hakları anayasa, yasalar ile geliştirilecektir.

 

Özlem Ağırman

GDP Genel Başkanı

“Yarının Kadın İktidarı”

 2,303 toplam okunma

Genel Başkanımız Özlem Ağırman’ın babası 59.Dönem Füze Albayı Metin Kaya vefat etti

Genel Başkanımız Özlem Ağırman’ın babası 59. Dönem Füze Albayı Metin Kaya’nın cenazesi  5 Temmuz 2021 Pazartesi Öğlen Namazında İstanbul Tuzla ilçesi, İstasyon Mahallesi Çiçekçiler Camiinden kaldırılarak Tuzla Aydınlı Mezarlığına defnedilecektir.

 

Başsağlığı, sabır dilekleriniz, destekleriniz için teşekkür ederiz.

 

Özlem Ağırman

 1,044 toplam okunma

AKP ekonomisi 19 yılda serbest rekabeti bitirdi. GDP ile Ekonomiye Kurucu Değerler Ayarı.

Serbest ekonomi için mal ve hizmet piyasalarında fonksiyonel işlerliğe sahip fiyat ve rekabet sistemi olmalıdır. 

Arz ve taleplerde ne satıcı ne de alıcılar piyasa fiyatını kendi lehlerine etkileyecek koşullar yaratamamalıdır.

 

Vaat ettim, bana inanın demek yetmiyor; Bolluk bereket vaadi neleri içermeli? 

– Sanayi ilişkilerinin düzenlenmesi, 

– Üretim ve gelir dağılımının düzenlenmesi, 

– Ekonomide devletin rolünün düzenlenmesi, 

– Sosyal devlet organizasyonunun  hukuk zemininde çözümlenmesi gerekiyor.

 

 

AKP yalan ekonomisi 19 yılda parasal İstikrarı yok etti. 

Fiyat ve hizmetlerin istikrarı için parasal istikrar gereklidir. 

Para arzı, kısa dönemli amaçlara bağlanarak değil, mümkün olabildiğince bunlardan bağımsız ve otomatik belirlenmeli, Merkez Bankası bağımsız olmalıdır.

 

AKP Piyasaya Giriş-Çıkış Serbestisini bitirdi.

Piyasa ekonomisinde piyasalara giriş ve çıkışın serbest olması, garanti edilmesi zorunludur. 

AKP piyasaya girişi engelleyecek ithal yasağı/izni vb ile piyasalara girişi sınırlandırdı, bir kesime, yandaşına avantaj sağladı.

 

AKP özel mülkiyetlere çöken bir düzen icat etti.

Oysa serbest piyasa düzeninde, tüketim malları ve özellikle üretim araçları üzerindeki özel mülkiyet hakkı güvence altına alınmalıdır. 

19 yılda AKP sermayenin el değiştirmesinde önce fetöyü, sonra fetöyle mücadeleyi kullandı.

 

AKP 19 yılda sözleşme özgürlüğü ve güvencesini bitirdi.

Piyasa ekonomisinin oluşturulabilmesi ve kurumsallaştırılması için en önemli ilke sözleşme özgürlüğüdür. 

Piyasa ekonomisinde ekonominin kararları sözleşmelerle yapılır ve bu sözleşmeler devlet güvencesi altında olmalıdır. 

 

Bir ülke ekonomisi için en önemli şey, 

Ekonomi politikalarında kararların etkili olması,

sık sık değiştirilmemesi ve öngörülebilirliğidir.

AKP ile 19 yılda ekonominin karar ve kuralları içten ve dıştan sürekli manipüle edilecek şekle sokuldu.

 

GDP ile kurucu değerlerde kuracağımız ekonomik düzen,

– Serbest rekabete dayalı, şeffaf,

– Kararları ve ilkeleri öngörülebilir, sürprize dayanmayan,

– Parasal istikrarı hedefleyen,

– Mülkiyeti ve haklarını koruyan,

– Sözleşmeleri güven veren

Güçlü bir ekonomi olacak.

 

 

Özlem Ağırman

Genel Başkan

Gelişim ve Demokrasi Partisi 

“Yarının Kadın İktidarı”

 101 toplam okunma